24 Mayıs 2016 Salı

DOSTLUK....

NE DEMEK DOSTLUK

J. J.Rousseau : dost onunla birlikteyken gerçekten olduğun gibi görünebileceğin ruhunun tüm gizliliklerini ona anlatabileceğin biridir. Onunla birlikteyken kendini korumana gerek yoktur.

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın...
'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan söylemeden anlamalı...

Arka bahçede varlığını sezdirmeden mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen her daim onun orada durduğunu hissetmelisin.
İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları dalları bitkin başına omuz yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...

En mahrem sırlarını verebilmeli en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...
Onca dalkavuk arasında bir tek o sözünü eğip bükmeden söylemeli yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.

Alkışlandığında değil sadece asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi...
Seni senden iyi bilen sana senden çok güvenen bir sırdaş..
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
Ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş...

Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri...
'Parkurun bütün zorluklarına rağmen dostluğumuzu koruyabildik acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız' diyebilmeli...

Issızlığın yalnızlığın en koyulaştığı anda küçücük bir kağıda yazdığımız kısa ama ümit var bir yazıyı yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:

                                                         (alıntı)

MEVLANA’DAN DOSTLUK ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ

Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli...
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı...
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı...
Dost dediğin; fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli.
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
Ve ağladığında, seninle ağlamalı...
Ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmali;
Sevinci çarpmalı...
Üzüntüyü bölmeli...
Geçmişi çıkarmalı...
Yarını toplamalıi...
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı...
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...

                 (alıntı)
YAZAR MONTAIGNE YE GÖRE DOSTLUK

Dost ve dostluk dediğimiz, çokluk ruhlarımızın beraber olmasını sağlayan bir raslantı ya da zorunlulukla edindiğimiz ilintiler, yakınlıklardır. Benim anlattığım dostlukta ruhlar o kadar derinden uyuşmuş, karışmış kaynaşmıştır ki onları birleştiren dikişi silip süpürmüş ve artık bulamaz olmuşlardır. Onu (Etienne de la Boetie: Montaigne'in en iyi dostu. İyi yürekliliği ve bazı şiirleriyle tanınmıştır.) niçin sevdiğimi bana söyletmek isterlerse bunu ancak
şöyle anlatabilirim sanıyorum: Çünkü o, o idi; ben de bendim.

Ruhlarımız o kadar sıkı bir birliktelikle yürüdü, birbirini o kadar coşkun bir sevgiyle seyretti ve en gizli yanlarına kadar birbirine öyle açıldılar ki ben onun ruhunu benimki kadar tanımakla kalmıyor, kendimden çok ona güvenecek hale geliyordum.

Öteki sıradan dostlukları buna benzetmeye kalkışmayın: Onları, hem de en iyilerini ben de herkes kadar bilirim. O dostluklarda insanın, eli dizginde yürümesi gerekir: Aradaki bağ, güvensizliğe hiç yer vermeyecek kadar düğümlenmiş değildir. Chilon (Eski Yunanistan'ın ünlü bilgelerinden biri.) dermiş ki: «Onu (dostunuzu), bir gün kendisinden nefret edecekmiş gibi sevin; ondan, bir gün kendisini sevecekmiş gibi nefret edin.» Benim anlattığım yüksek ve yalın
dostluk için hiç yerinde olmayan bu davranış, öteki dostluklara uyabilir. Bunlar için, Aristoteles'in sık sık tekrarladığı şu sözü de kullanabiliriz: «Ey dostlarım, dünyada dost yoktur...»

Onsuz yorgun ve bezgin sürüklenip gidiyorum: Tattığım zevkler bile, beni avutacak yerde ölümünün acısını daha fazla artırıyor. Biz her şeyde birbirimizin yarısı idik; şimdi ben onun payını çalar gibi oluyorum:

Onunla her şeyi paylaşmak zevkinden yoksun kalınca,

Hiçbir zevki tatmamaya karar verdim.

Her işte onun yarısı, ikinci yarısı olmaya o kadar alışmıştım ki şimdi artık yarım bir varlık gibiyim.

Mademki zamansız bir ölüm seni, ruhumun yarısı olan seni alıp götürdü, yeryüzünde varlığımın yarısından, en aziz parçasından yoksun yaşamakta ne anlam var? O gün ikimiz birden öldük.

Ne yapsam, ne düşünsem onun eksikliğini duyuyorum. O da benim için elbette aynı şeyi duyardı. Çünkü o, diğer bütün değerlerinde olduğu gibi dostluk duygusunda da benden kat kat üstündü



                                                                            (ALINTI)






Dostluk üzerine bir yazı

Dostluk üzerine bir yazıŞİİR DENEME ÖYKÜ
0,0
    

Bazen hayatında hiç beklemediğin anda,beklemediğin zamanda öyle güzel insanlar çıkar ki karşına sen bile şaşırırsın nasıl bu kadar kısa zamanda onlara bağlandığına,ne kadar çok ortak noktan olduğuna,nasıl bu kadar kısa zamanda güçlü dostluk bağları kurduğuna.Güzel insanlardan araya nadir serpiştirilmiş bu dünyada bir tanesine bile rastlamak büyük şans,güzel bir armağan.Hani samimiyet kelimesinin hakkını veren dostluklar benim mevzu bahisim,yoksa işim olmaz kuru kalabalıklarla.Bir tanesinin on tanesine bedel olduğu  ,sende mi brütüs demediğin  dostluklar benim anlatmak istediğim.Hani kendini yanında rahat hissetiğin ,bir şey söylersem yanlış anlamaz dediğin,üzüntünü paylaştığın,yanında gözünün dolduğu,hatta yeri gelirde salya sümük ağladığın,gözlerine baktığında ne demek istediğini anladığın,bazen anlamlı anlamsız aptal aptal gülme krizlerine girdiğin,derdini sevincini koşulsuz paylaştığın,çıkarsız,yalansız,dosdoğru sözde değil özde dostluklar benim anlatmak istediğim.Bir ömre bedel dediğimiz dostuklar benim anlatmak istediğim hani şu ahiretlik olanlar.Hayatta böyle insanlar şart malum hayat roller coaster misali bir yukarı bir aşağı .Yön ister yukarı ister aşağı olsun sağlam bir dost demek acının ,üzüntünün hafiflemesi ve sevincin,mutluluğun iki kat artması demektir.Hatta zamanla da anlarsın zamanında dost dediğin insanların bazen dost kelimesinin yanından geçmediğini.Arkadaş bulmak kolaydır ama dost bulmak bak o zor iştir.Daha pek çok şey yazar çizerim de dostluk üzerine .Son bir sözle bu yazıma son veriyorum.Dileğim şu ki iyi insanları allah hep güzel insanlarla ,her türlü iniş ve çıkışta bir ömür beraber yürüyebileceği insanlarla karşılaştırsın..Aklıma bir Ferdi Özbeğen şarkısı geldi.Yeri gelmişken onu da ekleyim yazıma.Nurlarla yatsın Ferdi Baba..                                                         
Gün ışığında yola koyuldum
Elimde kandil gözümde mendil
Vefa arıyorum dost arıyorum
Şefkat arıyorum aşk arıyorum

Vefa uzaklarda kalan bir his
Dost eski şarkılardan bir iz
Şefkatse bardaki sarışın kız
Dizlerimde derman
Kandılımde yağ bitti
Bulamadım.


(ALINTI)

DOSTLUK 

Serüvendir yaşamak;
Ne getirir, ne götürür belli olmaz ,
Birgün aglar, birgün gülersin .
En umutsuz anında;
Yaşlar süzülürken yanaklarından,
Birden donuverir hatırladıgında,
Işıgın olur, karanlıkları delersin.
Ya da katılırken kahkahalarla,
Yüzünde açan gülleri göstermek istedigin,
Belki yanıbaşında belki çok uzaklarda,
Ama bir yürek atışı kadar yakındır sana.
Kasvetli bir sabaha merhaba dedi inde gülerek,
Ya da düz yolda tökezledi inde,
Ellerini avuçlarında hissedersin.
Çogu zaman yalnızsındır kalabalıklarda;
Sahte gülücüklere sahte gülücüklerle karşılık verirsin İlişkiler vıcık vıcık,
Menfaat, ihanet, riya vardır hep etrafında,
Tiksinirsin Hani bazen manasızdır yaşamak;
Ot gibiyim der dalar gidersin,
Bir film şeridi gibi geçerken yaşadıkların,
Bir iki kareye takılır gözlerin,
O karelerden sevgi akar damarlarına, Birden canlanır, dirilir, güçlenirsin.
Dört elle sarılırsın sonra hayata,
Meydan okursun, kafa tutarsın,
Dünyayı sırtlayıp gidesin gelir,
Ben de buradayım dersin Bir kucak açarsın
Kolların dünyayı sarar,
Bir gülümser, içinde çiçekler açar,
Yüre inde mevsim ilkbahar olur.
Yanında yüksek sesle düşünür,
En mahrem sırlarına ortak edersin.
Kimi zaman kalbini kırdıgın,
Kimi zaman gönlünü aldıgı olur,
Almadan veren, ça ırmadan gelen, vedasız gidendir 
Gün olur araya yollar, yıllar
Ama hep taze sımsıcaktır anılar,
Hatırlayınca gülümsersin.
Korkmazsın...
Buz üzerine yazılı degildir yitip gitmez,
Onunla alıp verdiklerin,
Bilirsin,
O benim "CAN DOSTUM" dersin...




(ALINTI )






2 yorum:

RABİA SERTELİ dedi ki...

Çok güzel bir konu hakkında ve çok güzel alıntılarla zenginleştirilmiş yazınızı zevkle okudum. Dostu tarif edenler kendileri dost oldukları için biliyorlar. Dostluk iki kişilik bir beraberlik olduğuna göre biz birisine dost olabildik mi? İrdelememiz gereken asıl konu bu. Önce kendimiz bu niteliklere sahip olalım ki başkalarından da dostluk beklemeye hakkımız olsun. Teşekkürler...

Fatoş Demir dedi ki...

Kesinlikle haklısınız...Önce biz iyi bir dost olabilmeliyiz...